Düşünce üzerine: Aşk

    İnsan düşünerek mi aşık olur? ‘Bütün gün onu düşündüm, aklımdan hiç çıkmıyor.’ Düşlemek, kafada canlandırmak düşünmekten sayılıyorsa, insan düşünerek aşık oluyordur aslında. Ama, düşünmek çoğunlukla mantığı çağrıştırır aklımızda. Peki aşkın asıl harcı nedir?

    Duygu mudur? Duygu ne ifade eder? Hislerin yoğun bir şekilde yaşanması mıdır? Somut nesnelere (bir koku, bir melodi, herhangi bir görsel sahneye) yüklenen kişisel anlam duygunun tanımı olabilir mi? Bir duygu insanda kuvvetli çağrışımlara neden olabilir, ya da bunların sonucunda ortaya çıkıyor da olabilir. Peki aşk için duygu şart mıdır? Birine karşı yoğun hisler duyulmadan aşık olunabilir mi?

    Birinin sesinden, görünüşünden hoşlanıyorsak ve bunlara kişisel anlam yüklemeye başladıysak aslında bu aşkın ilk adımlarıdır. İleri aşamada, kişi karşısındakinin varlığına, bir bütün olarak, derin bir anlam yükler. ‘Bana herşeyi hoş geliyor.’, ‘Ben her halini seviyorum’, vb. Belki de aşk bu seviyeye ulaşılmasıdır. Eğer, birine derin bir anlam yüklememişsek, kişinin diğer insanlardan bir farkı olmayacaktır. Belki de, en derin aşk iki kişinin dünyadan kendilerini soyutladığı zaman (en azından belli bir süreliğine de olsa) yaşanır.

    Peki aşkın oluşma şekli önemli midir? Oluşma şeklinden kasıt, ‘Ağırdan alma’ ve buna zıt olan ‘Hızlı, ihtiraslı aşk’. Ağırdan almak, derin bir ilişkinin kurulmasında belki de yardımcı olacaktır. Tabiki de, taraflar aşkın gelişme hızını önceden kestiremezler ya da hesaplayamazlar. Nitekim, erken bir adım ilişkiyi zedeleyebilir ya da bitirebilir.

    Ağırdan alınan bir ilişkide, bekletilen arzular birikecek ve bu da hislerin daha yoğun yaşanmasını beraberinde getirecektir. Tarafların ‘el ele tutuşma’, ‘ilk öpüşme’, vb. olayları daha yoğun yaşaması muhtemeldir. (kısacası ‘romantik’ bir şekilde) Burada belirtmek gerekir ki, günümüzde bu tarz ilişkilerin peşinden koşanların sayısı azdır. Belki de taraflar bu yoğun deneyimlerden zarar görecekleri, çok etkilenecekleri için denemekten bile kaçınmaktadırlar. Cinsellik, yavaş yavaş sindirilmesi gereken şerbetli bir tatlıdan çok, bir an önce kırılması gereken bir sabır taşı haline gelmiştir. Batı dünyasında cinselliğin ön planda olması buna bir örnektir. Duygulardan çok fiziksel hisler üzerine kurulan bu tarz ilişkilerde kişiler bir bakıma ‘cinsel tahtalar’ haline dönüşürler. Evet, bu tarz ilişkilerden insanlar belki daha az etkileneceklerdir. Sonuçta, derin iz bırakan duygulardan ziyade geçici fiziksel hazların sindirilmesi daha kolaydır. Tam da çağımızın gerektirdiği aşk bu tarz olsa gerek.

    Bu, yoğun cinselliğin yaşandığı bir ilişkinin derin olamayacağı anlamına gelmez. Nitekim, cinsellik hissedilen duyguların güçlenmesine yardımcı olabilir. Fakat, sağlıklı bir ilişki için tarafların duygu ve cinsellik dengesini iyi muhafaza etmesi gerekecektir.

    Bir de ‘tek taraflı aşk’ kavramına değinelim. Bu aşkı yaşayan kimse için çok etkileyici olacağı gibi aynı zamanda çok hırpalayıcı bir durum da yaratabilir. Nitekim, kişi karşıdan olumlu bir tepki alamadığı için, içindeki duyguyu yalnızlaştıracaktır. Bu ileri boyutta çok zedeleyici bir duruma dönüşebilir. Eğer, kişinin aşkı beslediğine karşı fiziksel bağları da kopmuşsa, onunla iletişime geçmiyor ya da geçemiyorsa, karşı tarafın kendisi hakkında ne düşündüğünü bilemeyecektir. Çoğu zaman kişi karşı tarafın da aşık oluduğu kanısına kapılacak ve bu ileride gerilimlere neden olabilecektir.

    Peki kişinin bu konumdan tek başına çıkabilmesi mümkün müdür? Aslında, bu durumda çevrenin telkini çoğu zaman çare değildir. Kişi bu durumdan ancak kendi isteği ile çıkabilir. Bu durumda, en kestirme çözüm kişinin sevdiği ile yüzleşmesi olacaktır. Her ne kadar bu yüzleşme hayal kırıklığına neden olacaksa da, kişinin gerçeğe dönmesini sağlayacaktır. Fakat, yüzleşme anının bir krize dönüşmemesi için kişiye güvendiği biri eşlik edebilir.

    Bir çeşnicibaşı mı tutsak acaba, aşk şarabını içmeden önce bizim için tatsın diye?

    Yiğit Oktar

    IEU, İzmir, TR

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *